İsrail’in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne 2500 asker konuşlandırması, uzmanlarca Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik stratejik bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
İsrail’in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) 2 bin 500 asker konuşlandırması, bölgedeki gerilimi artırırken, uzmanlar bu adımı Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik stratejik bir tehdit olarak değerlendiriyor. Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, İsrail’in Ada’daki varlığının Kıbrıs’ı “İsraillileşmeye” başladığını belirtirken, Müstafi Amiral Cihat Yaycı ise GKRY’nin Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı askeri bir ileri karakola dönüştürüldüğünü ifade etti.
Türkiye Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Hasgüler, Siyonist işgal rejiminin Ada’ya “Acil Müdahale gücü” adı altında konuşlandırdığı 2 bin 500 askerin, Kıbrıs’ın mevcut statüsünü aşındırdığını vurguladı. Hasgüler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve GKRY lideri Nikos Hristodulidis’in son üç yıldır istihbarattan savunmaya kadar her alanda işbirliği içinde olduğunu kaydetti. Bu işbirliğine Yunanistan’ın da dahil olduğunu ve üçlüyü bir araya getiren yegâne gerekçenin Türkiye endişesi olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Hasgüler, Kıbrıs’ın İsrail gibi bir yükle 1960 statüsünden bile daha geriye düşerek İsrail’in sömürgesi haline gelebileceği uyarısında bulundu. Türkiye’nin mevcut antlaşmalar çerçevesinde sadece Kıbrıs Türklerinin değil, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tamamından sorumlu olduğunu hatırlattı. İsrail vatandaşlarının Ada’dan arazi satın alımının, Kıbrıslıların giremediği mahalleler ve köyler oluşmasına yol açtığını da ekledi.
Siyonistlerin “Büyük İsrail” haritasında Kıbrıs’ın önemli bir yer tuttuğunu belirten Hasgüler, bu gidişatın ileride devasa sorunlara yol açacağını görmezden gelmenin mümkün olmadığını dile getirdi. Ada’daki bu gelişmelerin bölgedeki dengeleri kökten değiştirebileceğine dikkat çekti.
Müstafi Amiral Cihat Yaycı da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail’e yönelik adımlarının doğrudan Türkiye’nin milli güvenliğini hedef alan stratejik bir yöneliş olduğunu vurguladı. Yaycı, GKRY’nin attığı adımların Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı askeri bir ileri karakola dönüştürdüğünü belirtti. Mavi Vatan Doktrini çerçevesinde bu tehditlerin yakından takip edildiğini ifade etti.
KKTC’nin de edilgen bir yapı olmadığını ve güvenliğinin doğrudan Türkiye’nin güvenliği olduğunu söyleyen Yaycı, Türkiye’nin garantör devlet olmasının yanı sıra KKTC’nin hamisi konumunda bulunduğunu hatırlattı. İsrail ve GKRY’nin attığı her tek taraflı askeri adımın, Ada’daki gerilimi daha da tırmandırdığını ekledi.
Türkiye’nin bugüne kadar sabır, hukuka bağlılık ve diplomatik iradesini defalarca gösterdiğini belirten Yaycı, bu sağduyunun zaaf olarak algılanmaması gerektiğini vurguladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türkü’nü sahipsiz bırakmayacağını ve Doğu Akdeniz’de kendisine yönelen hiçbir kuşatma girişimine boyun eğmeyeceğini kesin bir dille ifade etti.
Başkent Olay, Ankara başta olmak üzere Türkiye ve dünyadan son dakika gelişmelerini hızlı, doğru ve tarafsız habercilik anlayışıyla okuyucularına sunan dijital haber platformudur.
Yorum Yap