Başkentte her ay yeni bir restoran ya da kafe açılırken, müşteriyi masaya getiren şey artık çoğu zaman bir Instagram videosu ya da Google yorumu oluyor. Ankaralı bir ajansın kurucu ortağı,…
Başkentte her ay yeni bir restoran ya da kafe açılırken, müşteriyi masaya getiren şey artık çoğu zaman bir Instagram videosu ya da Google yorumu oluyor. Ankaralı bir ajansın kurucu ortağı, sektörde neyin işe yaradığını anlattı.
Tunalı’dan Çayyolu’na, Bahçelievler’den Ümitköy’e kadar Ankara’nın yeme içme haritası son birkaç yılda hızla değişti. Yeni açılan her mekan, aynı sokaktaki onlarca rakiple yalnızca lezzette değil, telefon ekranında da yarışıyor.
Çankaya merkezli ajans The Base Social‘ın Gamze Mete ile birlikte kurucu ortağı olan Özgür Erdem Polat, on yıldır Ankara’daki restoran ve gece hayatı markalarıyla çalışıyor. Polat’a göre işletmelerin en sık yaptığı hata, sosyal medyayı bir vitrin gibi görmek.
“İNSANLAR YEMEĞİ DEĞİL, ANI SEÇİYOR”
“Ankara’da insanlar bir restorana sadece yemek için gitmiyor. Doğum günü, iş yemeği, ilk buluşma… Her birinin aradığı his farklı. Sosyal medyada sadece tabak fotoğrafı paylaşan mekan, o hissi anlatamıyor. Müşteri mekanı değil, orada yaşayacağı anı seçiyor,” diyor Polat.
Polat, Ankara’daki işletmelere üç konuda öncelik vermelerini öneriyor:
Google yorumlarına cevap vermek: “Yorumlara, özellikle olumsuz olanlara kibarca ve hızlı cevap veren işletme, okuyan herkese güven veriyor. Bunu yapan mekan sayısı hâlâ çok az.”
Mutfağı göstermek: “Şefin hazırlık yaptığı 15 saniyelik bir video, en profesyonel ürün fotoğrafından daha fazla etkileşim alabiliyor. İnsanlar emeği görmek istiyor.”
Tutarlı olmak: “Haftada üç gün paylaşım yapıp sonra bir ay kaybolan hesap, hiç paylaşım yapmayan hesaptan daha kötü izlenim bırakıyor.”
KÜÇÜK MEKANIN ŞANSI DAHA FAZLA
Polat, büyük bütçeli zincir restoranların her zaman avantajlı olmadığını da vurguluyor. Ona göre mahalle restoranları, samimi ve gerçek içerikle zincirlerden daha güçlü bir bağ kurabiliyor. Ajans bu yaklaşımı, birlikte çalıştığı Flone Kitchen gibi markalarda şefi mekanın yüzü yapan hikaye odaklı içeriklerle uyguluyor.
SAHİPLER NEREDEN BAŞLAMALI?
Dijital pazarlamaya yeni adım atan restoran sahipleri için Polat’ın önerisi, her şeyi aynı anda yapmaya çalışmamak. Ona göre ilk ay yalnızca Google işletme profilini düzenlemeye, fotoğrafları güncellemeye ve gelen yorumlara cevap vermeye ayrılabilir. İkinci ay Instagram’da düzenli bir paylaşım takvimi kurulabilir. Reklam bütçesi ise ancak bu temel oturduktan sonra anlam kazanıyor.
“Reklam, iyi kurulmuş bir hesabı hızlandırır. Kötü kurulmuş bir hesabı ise sadece daha pahalı hale getirir. Önce müşterinin karşısına çıktığında güven veren bir vitrin kurmak gerekiyor,” diyor Polat.
Polat, işletmelerin rakiplerini taklit etmek yerine kendi hikayelerine odaklanmasını da öneriyor. Bir aile işletmesinin üç kuşaklık tarifi ya da bir şefin pazardan aldığı ürünleri seçme biçimi, Ankara’daki onlarca benzer mekan arasında akılda kalan farkı yaratabiliyor.
Son dönemde yeni bir başlık daha gündemde: yapay zeka. “Müşteriler artık ChatGPT’ye ‘Ankara’da iyi bir balık restoranı öner’ diye soruyor. Bu cevaplarda yer almak da yeni rekabet alanı oldu,” diyor Polat.
Başkent Olay, Ankara başta olmak üzere Türkiye ve dünyadan son dakika gelişmelerini hızlı, doğru ve tarafsız habercilik anlayışıyla okuyucularına sunan dijital haber platformudur.
Yorum Yap